26 Aralık 2008 Cuma

WALL-E: Robotlar Da Sever

Pixar bir animasyon yapar, herkes çok beğenir, bir sürü ödül toplar, ertesi yıl yenisini yapar, o da çok beğenilir, bu böyle sürüp gider. Bir döngü halinde, her yıl yinelenen bu hadise 2008 versiyonu olarak WALL-E'yi uygun görmüş meğerse; herkes onu beğenecek, onu sevecek, sağda solda yazacak, oyuncaklarını alacak ve sonra bu film gündemden düşecek, yerine yenisi gelecek, bu devran da böyle sürüp gidecek. İşte WALL-E'yi de bunun bir parçası olarak görüp uzunca bir süre seyretmedim. Zaten animasyon konusunda Hayao Miyazaki ve bazı diziler hariç pek bir kan bağım da yoktur. O açıdan WALL-E de sırasını bekledi, alakasız bir anda alakasız bir günde izlendi. Ve çok beğenildi! O yüzden ben de isterdim açıkçası; büyük stüdyoları bu yapıyı ve bu tarz yapımları yerden yere vurmayı, ama buna şartlar elvermiyor. Aksine WALL-E tüm övgüleri hakediyor. Hakeden hakkettiğini vermek de boynumuzun borcu...

Evvela filmde WALL-E ve Eve'in aşkı büyük yer tutuyor. WALL-E; iyi, hassas, romantik harbi can bir insan(robot daha doğrusu). Eve ise ülkemizdeki kavruk gençler tarafından, ''onun gibi bir sevgilim olsun, yüz milyar borcum olsun'' tarzı laflara maruz kalabilecek piyasası olan bir bayan. İkisi arasında filizlenen bir aşk hikayesi, 'bir demet yasemen' kabilinden tohum ve bir anda filmin seyrinin değişmesi... Bu noktadan sonra, uzaydaki atraksiyonlarla çeşitli klişeler arka arkaya akıyor. Filmin gidişatını ise tahmin edebiliyorsunuz. Ancak bu aldığınız zevke hiç de halel getirmiyor, aksine 'bu bilgi gerçek hayatta işimize yarıyor' ve film izlenirken o güven duygusuyla daha çok keyif almaya başlanıyor.

Bu noktada filmin pek çok hoşluğu var. Sözgelimi Edith Piaf'ın efsanevi parçası La Vie En Rose'nin Louis Armstrong'un versiyonuyla sıklıkla arz-ı endam edişi, ikili arasındaki Bjork'un All Is Full Of Love klibini anımsatan 'robotik çekim', uzayda geçen sahnelerindeki eğlenceli hava, WALL-E'nin 'iflah olmaz romantik' tavırları vb. her şey filmi sevdiriyor, çok sevdiriyor. Hele sonunda Peter Gabriel'in Down To Earth'ü ile gelen görüntüler adeta tatlının kreması olmuş.

Tüm bu nitelikleriyle birlikte, gizliden gizliye de olsa eleştirel bir alt metni bulunan bir filmdir asle(a)n WALL-E. Daha isminde bir falso vardır; Waste Allocation Load LifterEarth Class'ın, yani yaklaşık çeviriyle ''dünya sınıfı çöp ayrıştırma kaldırma robotu''nun. Olaylar gelecekte, 2700 yılında geçer ve dünya tamamen çöpleşmiş bir yerleşim birimidir. Canlı kalıntısı olarak küçük bir bitki tohumuna bile dört elle sarılınır. Bu yönden de, mainstream bir sinema örneği olsa da takdir edilesi bir çevreci mesaja ve duyarlığa sahip film. Ayrıca konformist yaşam biçimi ve bunu besleyen kapitalist sistemler de eleştiri oklarından nasibini alıyor filmde.

Artık geceyarısı yazılan bu uzun yazıya da veda etmenin vakti geldi. WALL-E, Pixar'ın son harikası olmakla birlikte, gerçekten çok başarılı bir film. Bundan önceki eserlerini de (Finding Nemo hariç) esaslı da döver(hem film, hem de robotumuz). Aynı şekilde filmin animasyonlardan çok fazla hoşlanmayanlara yahut kan bağı bulunmayanlara da iyi geleceğine inanıyorum. Kendimden biliyorum en azından, gönül rahatlığıyla bu sıcak ve sevgi dolu filmi herkese tavsiye etmemden...

Hiç yorum yok: