
Bu film kapağı kadar güzel olsa, şahane bir başyapıt çıkabilirdi ortaya. Zira filmin en dokunaklı sahnesiydi; şiddete maruz kalan tutsak kızın Nazi karargahında yarı çıplak bir halde eğer kendim için birşey isteyebilseydim adındaki şarkıyı söylemesi... Aslında yine bir başyapıt tabi, İtalyan yönetmen Lillana Cavani'nin kendi başyapıtı. Yine de bilemiyorum. Bu filmin çok iyi bir eser olduğunu iddia edene içimden az çok karşı çıksam da, dışımdan pek itiraz etmem. En iyi filmlerden biri olduğunu iddia edene ise elbet bıyık altından gülerim. Bıyığım yok ama sırf bunun için bırakırım, evet. Baştan sona amiyane tabirle büyük bir 'entellik kumkuması' olarak süregiden bir film İl Portiere Di Notte/Gece Bekçisi. Bitmek bilmez klasik müzikler, somutlaştırılmayan acılar, sancılar yeter dedirtiyor. Ayrıca filmin flashbacklerle kıyısından gösterdiği karanlık geçmiş daha çok anlatılsa; nedeni, nasılı sorgulansa film çok daha güzel olabilirmiş. Bu fırsat ıskalanmış gibi geldi bana. Başroldeki ikili ise filmi taşıyan asıl faktör: Dirk Bogarde ve Charlotte Rampling başarıyla oynamışlar. Bitirelim. Son sözü de Yemekteyiz efsanesi Hasan Bey lugatıyla ifade edelim; ''Saygı duydum ama yine de faforim değil. Doğru mudur? Doğrudur. Arz ederim.''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder