Stanley Kubrick, ilk kez bir filmiyle bloğuma konuk oluyor. Onu iyi ağırlamak, boynumun bir borcu. Zira sinema zevkimin gelişmesinde en önemli rehberlerden biriydi kendisi. Bilmediği yer, girmediği ortam yoktu. Harbi yönetmendi. Savaş, bilim kurgu, komedi, korku ne aranırsa vardı ve tamamına yakını da klasik mertebesine erişmişti. Kabul etmek gerek, Kubrick bir sinema dahisi. Ama bunun da ötesine geçen şey, 'iyi film' çerçevesinde tüm dünyada en çabuk ulaşılan, en önce izlenen bir tanınırlığa sahip olması. Sinemayla pek ilgilenmeyen biri bile Kubrick'i rahatlıkla bilebilir. Yahut sinema mevzusunda derinleşmek istiyorum diyenin ilk tercih edeceği duraklardan olabilir. Stanley Kubrick'in yeteneği biraz da bununla ilintili işte; yalnızca sinemaya farklı bir soluk kazandırmıyor, aynı zamanda çok fazla insana ulaşıp, onlara biraz daha kalite katarak sinemayı da yüceltiyor. Bu noktadan sonra da artık övgüyü kesmek gerek. Zira iyice ''aslansın kaplansın'' moduna gelmiş durumdayım.

Filme geçelim. Adı güzel, kendi güzel filmimize...
Dr. Strangelove Or: How I Learned to Stop Worrying And Love the Bomb/Dr. Garipaşk: Endişelenmeyi Bırakıp, Bombayı Sevmeyi Nasıl Öğrendim. Savaş karşıtı bir komedi olmakla birlikte,
M.A.S.H/Cephede Eğlence türü farsa kayan bir niteliğe sahip değil film. Aksine son derece zekice diyalogları, güldürü formundan ziyade durum komedisine eğilen yapısı ile 'güldürürken düşündüren', sonra da güldürürken güldüren bir klasik. Ayrıca gündelik hayata, sanat dünyasına, uzay yoluna vb. geçmiş bir sürü repliği de var. Ama bunları filmden ayırıp yazmak, pek de doğru değil. Zira mevzu içerisinde gelişen, yapıntı durmayan sözlerdir bunlar. Desem ve bir kısmını aklıma getirsem de, hangileriydi diye internetten bakmaya üşenilen dolayısıyla böyle katakulliye getirilmeye çalışan sözlerdir açıkçası. Üçüncü paragraf gayet sıkıcı ve entel olacak. İlgilenmek istemeyenlerle son paragrafta buluşalım.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra siyasal konjonktür, çift kutuplu bir dünya düzenine dönüştü. Batı felsefesinin, kapitalist mantalitenin hamiliğini üstlenen Amerika ile Doğu Bloku olarak adlandırılacak, kendini dünyanın geri kalanından mümkün mertebe tecrit etmeye gayret eden, komünizm doğrultusundaki sistemlerle yönetilen Rusya önderliğindeki ülkeler diyebiliriz bu kutuplara kısaca, tespitin gözünü yara yara. Yaygın tabirle
Soğuk Savaş adı verilen bu dönemde silahlanma eksenli amansız bir rekabet vardı. Bununla birlikte; yakın geçmişteki İkinci Dünya Savaşı'na benzer bir savaşın patlak vermesi, Japonya'ya atom bombaları atılması gibi nükleer tehlikelerin benzerlerinin yaşanması ihtimali insanlarda derin bir endişeye ve korkuya neden oluyordu. Filmin arka planı işte bu şekilde, hikayesini de dönemin bu gerçekliğinden hareketle kuruyor.

Yalnızca yönetmen eksenli bakmamak da lazım
Dr. Strangelove'a. Bu film aynı zamanda bir oyunculuk ziyafeti... Başrolde
Peter Sellers üç farklı karakterde adeta çılgın atıyor.
George C. Scott yardımcı oyuncu performansıyla alkışı hak ediyor, olabilecek en fantastik karakterlerden birinde, bomba üstündeki redneck kovboy Major Kong rolüyle
Slim Pickens de ustalardan rol çalıyor. Başlığın sebebini ise filmin sonu söylüyor. Böylelikle Stanley Kubrick-Peter Sellers ortaklığıyla da muhteşem bir sinema klasiğine imza atılmış olunuyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder