
Sempatik kerata, yetenekli hayta diye tanıtılan ancak ukala piçin teki olan(hey dostum sadece eğleniyorduk ha?) Ferris Bueller'in okulu asarak geçirdiği boş gününde, yaşadığı ''birbirinden ilginç olaylar'' ve yaptığı şaklabanlıklar olarak özetlenebilir film. Tabi sevgilisi ve kankası da onunla birlikte, olayın içinde. Velhasıl; ''kahramanlarımız, maceradan maceraya koşarken izleyicilere keyifli anlar yaşatıyorlar''. Alaycılık bir yana, elbet keyifli anlar var ama alabildiğine durağan, nedense sıkıcı bir modu var filmin. Zaten Ferris Bueller'i gözüm hiç tutmadı, kimsenin de tutmasın; dostunun babasının Ferrari'sini hacamat ettiren ve sonra da dostuna satışı koyarak, onu sap gibi bırakan bir 'servet düşmanı'ndan bahsediyoruz! Yalnız bunu yazarken bile yüreğime bir hençer saplandı. Seni hiç sevmedim Ferris Bueller, eminim tanısam babanı da sevmezdim.
1 yorum:
oha blog. sinemalar var oğ ye. nerde bunun japon sineması? nerde gorelar?
bana noluyosa gerçi. hele soluklanalım bakalım. ben burayı okurum arkadaş.
Yorum Gönder