2 Mayıs 2009 Cumartesi

Üvey Ana Gibi Yar Olmaz

Türk Sineması'nın pek de bilinmeyen filmlerinden. Bunun nedenini televizyonda bayıltana kadar gösterilmemesine ve uyuz sonuna bağlamak lazım biraz da. 500'ün üzerinde senaryo yazdığı rivayet olunan ulvi kişilik Bülent Oran'ın cut-up tekniğinden ve karbon kağıdından bol bol yararlandığı klişe konusuna, uyarlandığı romanın 'seyirciye istediğini vermeyen' sonu filmi amiyane tabirle piç etmiş. Bu filmde performansından ziyade rolünden ötürü pek övmek istemediğim Sadri Alışık, hoş kadın(ve geceleri boş kadın-olarak yaftalanır-) Zeynep Aksu ve 'acar doktor' kabilinden Fikret Hakan filmin üç tas, hası. Bunlara bir de elindeki maşayla Aliye Rona ve o kötücül coolluğuna yakışmayan halim selim tavırlarıyla Erol Taş da eklenince ortaya 'gırgıriyede şenlik var' havası çıkmış. Film eğlenceli değil, lakin keyifli akıyor.

Sadri Alışık ise piyano başında yahut uduyla müstakbel sevgiliye serenat ederken iyiydi de(yazış o biçim), tam bir hüsnü kuruntu(aka satışçı) portresi çizerek içinde her daim evil potansiyel taşıyan Erol Taş ve hanımına asıl meselenin ne olduğunu daha idrak edemeden gammaza bağlaması yakışmadı. O hareketler kendisini gözümden düşüren hareketlerdi ama söylediği 'Açık bırak pencereni/Örtme perdeyi bu gece' yorumunun hatrına meseleyi hasır altı ediyorum. Kaldı ki ünlü bestekar, büyük güftekar Burak Kut'un da mühim sözleri bu durumu açıklığa kavuşturasıdır; Yaşandı bitti saygısızca/Aldatmanın tadına varınca/Doğru söylesen kimin umurunda?/Gözüme inanırım/Haydi zıpla!

2 yorum:

Unknown dedi ki...

are these turkish films good?.

reminds me i need to check what is on tv tonight!.

hopefully some good films, never really get any turkish cinema though.

salihcan sezer dedi ki...

i cant reckon 'that' because this film is not pretty well. but i m listin good films now and you may chase bout turkish cinema with this way

duvara karsi (gegen die wand)
uzak (the distance)
yol (the way)
eskiya (the bandit)
otobüs (bus)
babam ve oglum (my father and son)