26 Mart 2009 Perşembe

The Curios Case Of Benjamin Button: Çok Tuhaf Soruşturma

Odamda otururken bir film hakkında yazı yazayım diye düşündüm. Aklıma birçok film geldi ama birden The Curious Case Of Benjamin Button/Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi'ni yazmak istedim. Son zamanlarda iyice aklımdan çıkmıştı film. Hatta Slumdog Millionaire/Milyoner'i izleyince ödülün bu filme gitmesine çok da üzülmemiştim. Gayet güzel bir filmdi çünkü ve ödüllendirilmek hakkıydı. Ancak içten içe Benjamin Button'un kazanmasının haklı olacağını düşünüyordum. Bu kişisel bir tercih tabi. Hakeza ödül dağılımının ve aradaki farkın da bu derece büyük olmasını hazmedemedim. Bu ise genel yorumum. Ödül gecesi henüz Milyoner'i izlemediğimden açık ara Benjamin Button'u tutuyordum ve sonuçlar beni son derece irrite etti. Oysa gece öncesi tahminlerim ve isteklerim hep o yöndeydi. Çünkü Benjamin Button bende büyük bir etki yaratmıştı. Hele sonlarında adeta gözlerim dolmuştu. Çok etkileyici bir filmdi. Brad Pitt ve Cate Blanchett de oldukça etkileyici performanslar sergilemişti. Ortalarında Brad Pitt gençleşmeyince hafiften sıkar gibi oldu ama yine de gayet iyi toparlamayı bildi. Başlarındaysa filmi en önden izlediğimiz için 'nasıl geçecek bu üç saatlik film' bakışı vardı ve alınan duyumlar da böyle bir ön yargıyı oluşturmuştu. Yine de filmi izlemeden önce pek birşey okumamaya gayret göstermiştim. Biliyordum da David Fincher'dan kötü bir şey çıkmayacağını. Hem bu film için de ciddi anlamda beklenti vardı kendisinden. Zira Fincher-Pitt ortaklığıyla uzun süredir beklenen bir projeydi. Üstelik kayıp kuşağın mühim yazarı Scott Fitzgerald'ın kısa hikayesinden uyarlanacaktı. 1920'lerde yazmıştı bu hikayeyi Fitzgerald. Acaba hikayeyi yazmadan evvel, odasında belki de kahvesini yudumlarken ne düşünüyordu?

Hiç yorum yok: